YazılarGünlükTürkçe12 Şubat 2024

Hiyerarşik Silsile

Bir çarşamba gününe uyandım çok şükür. Her yeni gün yeni bir umut, yeni hedefler, yeni insanlar getirir. "Beklenmeyeni bekleyin" diyor Heraklietes. Bir mucizeye hazırlanır gibi hazırlan. Aynı mentalde kalabilmek; bazen zor, bazen kolay. Duyguları yönlendirebilmek, onlara bir biçim kazandırmak; uğraştırıcı ve bir o kadar da şaşırtıcı sonuçlar veriyor. Çünkü girdiğin role eskiden otomatik olarak girerken artık bilinçli bir farkındalık ile girebiliyorsun. Ağzından çıkan kelime sayısının gitgide azaldığı bir hayatı tercih ediyorsun. Daha az yormak, daha az ispat etmek için kendini. Sessizleştiğimiz bir olgunluk. Ama aynı zamanda kendine ait önemsizleşen bir dünya için sessizleşmenin farkındalığını yaşıyorsun. Evet dolunay etkisi midir bilinmez ama erken uyuyamıyorum bir türlü. Bu aralar akşam saat 10:00 ile gece 01:00 arası ne yaparsam yapayım bir türlü uyuyamıyorum. Bu gece de öyle. Evet daha önceden aç yatmanın bir zorluğu vardı. Dibine kadar da aç değildim ama. Daha hızlı uyumak için takviyeler arıyor hep bedenim. Hissediyorum. Oysa o günden tatmin olmanın getirdiği uyku gibisi yok. Peki senin için o günden “tatmin" olabilmenin tanımı nedir? Benim için üretmenin, yaratmanın veya yazmanın tam manasıyla kendime dönüp eriştiği kadar. O yüzden kalkıp üç-beş şiir yazsam ya da bir kaç satır bir roman okusam belki daha hızlı uyurdum diye düşündüm. Şimdi aklıma gelenler o anda gelmiyor oysa. Şimdiki farkındalığımın da ihtiyacım olduğu anda kullanmadığımda bir işe yaramayacağının farkındalığı da geldi. Peki neden o anda farkına varıp aksiyon alamıyorum? Çünkü paradigmalarım var. Çünkü tıkanıklıklarım var. Çocukluktan, atalardan gelen, anne ve babamdan gelen, inanç kalıpları, direnç kalıpları. -Oğlum, yapma" dedikleri her uyarı önüme koyulmuş bir set. Bilmeden, farkında olmadan koydular bu seti önümüze, geleceğimize. Oysa çocukluğumuzda, özgür bırakılan çocukların hepsi mutlu ve mesut gibi görünüyor şimdilerde. Bense o tıkanıklıkları çözmek ile meşgulmüşüm gibi geliyor.

Peki ya bu set bizim aşmamız için koyulduysa? Tıkırtı’nın da dürtüsüyle; bunun cevabını pek de düşünmeden yeni sorular soruyorum; -uyuyamıyorum tamam, ama bu tıkanıklık halinden nasıl kurtulabilirim? Özgür çocuklar şu anda rahat ve huzurlu hayatlarına devam mı ediyorlar? Belki sınırları aşmak için çaba sarf etmiyorlardır? Ya da kimisi daha çok risk alabilme özgürlüğüne mi sahip? " - Nasıl olsa bir şey olmaz" kalıbı mı yerleşmiş zihinlerine? Karşılaştırma yapmak doğru olmayabilir. Ama benim bir direncim var. Hem para hem yaşam hem gelişim anlamında ve bunu çözmek istiyorum diye düşünüyorum. O niyetteyim. Önüme çıkan yeni bir fırsat, yeni bir umut eşiği ve yeni bir hedef yaratıyorum. Mozart’ın konçertolarını dinliyorum. Felsefe ile içli dışlıyım. Belki dünya klasiklerini de 40’lı yaşların verdiği bir anlayışla yeniden okurum. Okumak dünyanın en güzel aktivitesi; yazmak hakeza. Yazarken dökülen mürekkep bazen bir zehir, bazen ışık, bazen tozlu raflardan kalkıp gelen bir düşünce yumağı bazen de en içten dökülüp giden pürüpak, eşsiz ve net düşünceler silsilesi. " Hiyerarşik silsile" mesela eşsiz bir şiir adı olabilirdi. İşte bu örnekteki gibi yazarken yaratıyor insan. Bıraktığım her kelime içimdeki dirence vurulmuş bir tokmak gibi zedelesin onu. Tıkanıklığı açma savaşını kazanayım. Yazdığım her kelime de bir fırsat olsun. Dokunduğum her sayfa, ulaşılmaz diye anlamlandırdığım zihnimden o tozlu yollardan tertemiz otobanlara çıkartsın kelimelerimi. Net, özgüvenli ve dingin bir bilge çıksın ortaya. Üst benliğime ulaşma yolunda bu sayfalar ile birlikte ilerleyeyim. İşte bu da benim hiyerarşik silsile kelimelerini keşif yolculuğum olsun.